Nasihatler & Güzel Sözler

Güzel Sözler

Sevgiliye Güzel Sözler için tıklayın Hazir Sözler

Büyütme Oranı :
İnan! ...Ama yalnızca bildiğin gerçeklere.
Güven! ...Ama yalnızca içinde bağladıklarına.
Sev! ...Ama yalnızca hak edenleri.
Paylaş! ...Ama yalnızca değerini bilenlerle.
Çalış! ...Ama yalnızca doğruluk yolunda.
Yaşa! ...Ama SAKIN ÖLÜMÜ AKLINDAN ÇIKARMA

İNSANA ÖZGÜ 3 ÖZELLİK !!

Derler ki...,Tanri insanliga ozgu 3 özellik yaratmis durustluk,akil ve siyasi irade,ama kimseye 2'den fazlasini vermezmis.Dolayisiyla,

Eger durust ve akilli iseniz, siyasetci degilsiniz.
Eger durust ve siyasetci iseniz, akilli degilsiniz.
Eger akilli ve siyasetci iseniz, durust degilsinizdir.

BİR SÖZÜM VAR

Çapkınlara: Sevmediğin birine asla "Seni Seviyorum" deme, İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme, Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme, Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebileceğin en büyük acı Aşık olmadığın birini Kendine Aşık Etmektir.
Boşuna Bekleyenlere:Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır..Senin aşkını bugün hak etmeyen, Bilki 10 yil sonrada hak etmeyecektir. Bırak gitsin...
Kalbi Kırıklara :
Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı bu acıya alışmak değil ondan ders çıkarabilmektir.
Sevgilisi Olanlara:
Aşkın Amacı birileri için "Mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır.
Aşktan Korkanlara:Aşka düş ama tökezleme, anla ama bekleme,paylaş ama isteme,yaralan ama asla acıyı içinde büyütme
Şerefsizlere :

Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış..
Kimse seni üzmemiş gibi sev..
Kimse seni seyretmiyormuş gibi danset..
Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarki söyle..
Cennet dünyadaymış gibi yaşa..

Yönetilecek üç şey : Dilimiz, Huyumuz, Haraketimiz...
Sevilecek üç şey : Yüreklilik, Nezaket, Yardim...
Tiksinilecek üç şey : Kin, Kibir, Nankörlük...
Istenilen üç şey : Sağlik, Dostluk, Engin Bir Ruh...
Uğrunda Savaşilacak üç şey : şerefimiz, Evimiz, Memleketimiz...
Düşünülecek üç şey : Hayat, ölüm, Sonsuzluk...

İyi Düşünün
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye"e
bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine..... Acele edin....
Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der. Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

Gönderen:......

KIRLANGIÇ !!

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık..... Tık......Tık....

Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş.Gerekçesi de pek sersemceymiş:

Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendirirm..

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım, demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan memnunum,demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

"KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR...."

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!

HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!

Dikkatli olun.... Farkında olun..... Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?

DURUN VE DÜŞÜNÜN !!

Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış.Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş.
Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm," demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve intihar etmiş. ...

Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü anımsayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız.

Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün. Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.

OĞUL,
insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.
Avun oğlum avun.
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamsın
Ama;
Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında
Savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görünmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdeminle gün ışığına çıkacacaktır.
Ananı, Atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, sildin bilme.
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
ÇoquNuZ paRçaLarı kAybOlmu$ puzzLe qiBisiNiz..!
KiminiZin aKLı..
KiminiZin KaLbi..
KiminiZin RuHu

Üç kişiye acı:

1.Cahiller arasındaki alime,
2.Zenginken fakir düşene,
3.Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli derler...

KULAĞINIZA KÜPE OLSUN !

İtil, atıl ama SATILMA!
Doğrul, devril ama EĞİLME!
Seslen, uslan ama YASLANMA!
Yaklaş, konuş, tanış ama UZAKLAŞMA!
Zulmü devir, nefsi devir ama ÇAM DEVİRME!
Ev al, araba al, abdest al ama BEDDUA ALMA!
Rakibini geç, sınıfını geç ama GÜLÜP GEÇME!
Okumaktan zarar gelmez ama LANET OKUMA!
Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama AĞZINI AÇMA!
Davet et, hayret et, affet, tevbe et ama İHANET ETME!
Fidan büyüt, garib doyur, çocuk besle ama KİN BESLEME!
Hedefe koş, cihada koş, yardıma koş ama ORTAK KOŞMA!
Satıcı ol, alıcı oy, kalıcı ol, bulucu ol ama BÖLUCU OLMA!
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama KENDİNİ BEĞİNME!
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman YERİNDE SAYMA!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!
Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!

EĞER BİR ÇOCUK

Eğer bir çocuk tenkitle yaşamışsa kınamayı öğrenir,
Eğer bir çocuk kin ve düşmanlıkla yaşamışsa saldırganlığı öğrenir,
Eğer bir çocuk alayla yaşamışsa, utangaç olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utanç ve yüzkarası ile yaşamışsa kendini suçlu hissetmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk teşvik ile yaşamışsa kendine güvenmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk övgü ile yaşamışsa,takdir etmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk hakkaniyetle yaşamışsa dürüstlüğü öğrenir
Eğer bir çocuk güvence içinde yaşamışsa sadakat ve itimadı öğrenir
Eğer bir çocuk tasdik edilerek yaşamışsa kendisini sevmeyi öğrenir Eğer bir çocuk arkadaşlık ve onama ile yaşamışsa dünyayı sevmeyi öğrenir.

ESAS AKIL
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar: Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
Ders: Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl .

Öğütler

Sevinçlerini sakın erteleme
Eşini çok iyi seç.Çünkü bu senin mutluluğunun veya mutsuzluğunun yüzde 90’ını oluşturabilir
Hergün 30dk yürüyüş yap.
Her yemekten sonra şükret.
Bir arkadaşına sırrını açmadan iki kere düşün.
Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork.
Çocukların adalet sözcüğünü duyduklarında seni hatırlasınlar. Öyle yaşa.
Gözünün önünde hep güzel şeyleri bulundur.
Kendini ve başkasını bağışlamasını bil.
İlkyardım öğren.
Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
Hergün 8 bardak suyunu içmeyi unutma.
Seni seven insanları koru.
Zor da olsa ailenle tatil yapmak için herşeyi dene. Çünkü bu tatildeki anılar , hayatının en değerli anıları arasında olacak.
Seyehate çıkarsan cüzdanında sana ait sağlık bilgilerini, ev adresini ve telefon numaranı kaydetmeyi unutma.
Başarıyı, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.
İyi bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma. Birincisi, doğru insanı bulmak; ikincisi doğru insan olmak
Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
Sevimsiz olmayacak şekilde, ayrı fikirde olmayı öğren.
Cesaretli ol. Hayatına geri baktığın zaman yaptıkların için değil, yapamadıkların için üzüleceksin.
Çok mükemmel bulduğun fikri, başkasının engellemesine izin verme
Keyifsizliklerini açığa vurma.
Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve hiçbir şeyi eleştirme.
İyilik dolu sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme
Çocukların hakkında iyi şeyler söylerken bırak onlarda seni duysun.
Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir, unutma.
Biriyle tanıştığın zaman elini uzat ve adını söyle ama bil ki, bunu aklında tutmayacaktır.
Kalem ve not defterini hep yanında taşı.
Zaman ve sözcükleri boş yere harcama, ikisi de çok değerli.
Senden çok ya da az parası olanlarla paran hakkında konuşma.
Bir şeyi elde etmek için çok emek harcadıysan, tadını çıkarmak içinde zaman ayır.
Birisinin kahramanı ol.
Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle.
Sadece aşk için evlen.
“Teşekkür ederim” ve “lütfen” i çok kullan.
Her bahar mutlaka bir fidan dik.
Otomobilin ucuz bir model olsa da, alabileceğin en iyi evde otur.
Önemli ve büyük kitapları okumasan bile satın al.
İnsanların isimlerini hatırla.
Adam gibi üç tane fıkra öğren.
Ayakkabıların hep boyalı ve dişlerin hep beyaz olsun.
Bir kavgaya girersen ilk sen vur ve hızlı vur.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sende insanlara öyle davran.
Chopin, Mozart ve Beethoven’in müzükleri arasındaki farkı ayırt edebil.
Bir mesleğin hilelerini öğrenmek yerine o mesleği iyi öğren.
Diş macunu tüpünün kapağını tak.
Çok fazla güneşte kalma.
Başkalarını suçlamak yerine, sorumluluk al.
Perhiz yaptığını kimseye söyleme.
Cesur ol...Cesur olmasan da öyle davran. Aradaki farkı kimse bilmez.
Uyuşturucu kullanma kullananlarla dostluk etme.
İş ve aile ilişkilerinde en önemli etkenin “güven” olduğunu unutma.
Kimsenin seni sarhoş görmesine meydan verme.
Kaybedeceğin miktardan fazlasıyla borsada oynama.
Sadece gözden çıkardığın kitapları ödünç ver.
Kredi kartını, kredi almak için değil, ödeme kolaylığı için kullan
İş yemeklerinde bir bardaktan fazla alkollü içki içme. Başka içki içen yoksa sende içme.
Bir işe başlarken, sermayenin yetersizliğinden dolayı üzülme...Yaratıcı düşüncenin en büyük desteği yetersiz sermayedir.
Çocuklarla oyun oynarken onların kazanmasına izin ver.
Seni eleştirenlere cevap yetiştirmek için vakit harcama.
Olumsuz insanlardan uzak dur.
Çocuklarına iyi miras bırakmak için hasislik etme.
İmzalayacağın kağıttaki yazıları iyi oku... İri yazılar verileni, küçük yazılar senden alınanı içerir.
Eskiyebilirsin...Bu doğaldır...Ama sakın köhneleşme ve paslanma.
Sana maaş vereni eleştirme... İşinden memnun değilsen istifa et.
Çocuklarına en iyiyi vermediğin için üzülme... senin verebileceğin en iyiyi ver onlara.
Ödünç aldığın otomobili, benzin deposu dolu iade et.
Asansörde iş konuşma... Seni kimlerin duyacağını bilemezsin.
Bir iş bitmeden parasını ödeme... Peşin ödeme yaparsan mutlaka indirim iste.
Eğer hayatında hiç başarısızlık yoksa, hiç risk almıyorsun demektir.
İyi arkadaş senin kendine vereceğin en değerli hediyedir.
Arkadaşının alnındaki sineği öldürmek için tabanca kullanma.
Başarı istediğini elde etmektir... Mutluluk ise, elde ettiğini sevmektir.
İyi bir ilk izlenim bırakmak için, kimsenin ikinci şansı yoktur.
Öğretmek, yeniden öğrenmektir.
Rüzgarın yönünü değiştiremezsen, yelkenini rüzgarın yönüne çevir.
Allah cevizi verir... Ama kabuğunu kırmayı sana bırakır.
Hayat oyununda, seyirci koltuklarında oturmayı heves etme... Sahneye çıkmaya çalış.
Bütün zorlukların ortasında fırsatlar yatar.
Mutluluk arayan kadın, boynundaki elmaslardan çok, masanın üstündeki güllere bakar.
Sadece gerçekleri söylersen, hafızanın zayıflığından şikayet etmene gerek kalmaz.
Unut ve affet...Ekşi üzümden iyi şarap olmaz.
Bazı hedefler başarısız olmaya da değer.
Cesaret, Korkuya karşı direnmek ve korkuya hakim olmaktır. Cesaret korkunun yokluğu değildir.
Bir insanın hayatı tüm olarak değerlendirilirken, attığı ve yediği gollere değil, oyunu nasıl oynadığına bakılır.
Babalar tabiatın çocuklar için açtığı bankalardır.
Kaplumbağa başını çıkarıp, önünü görmeden ilerlemez...kaplumbağayı küçümseme.

İYİ OL FAKAT ÇOK İYİ OLMA !!

İyi ol, fakat çok iyi olma, birazcık huysuz ol, fakat çok değil.

*İçinden geliyorsa, dua et, eğer sana rafatlık veriyorsa, arada bir küfür de et.

* Etrafındakilere karşı mümkün olduğu kadar dostça davran, müşfik ol! eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan, bağır, çağır, kır, dök ve unut!

* Her zaman gülümse, dudaklarından tebessüm eksik olmasın, hatta bu bazen acıtsa bile.

* Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufat bir parçasının bile kaçmasına müsade etme!

* Yaşa, her şeyden önce yaşa  ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun için laf olsun diye günlerini geçirme!

* Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar talihli isen bütün kalbin, ruhun ve vücudunla sev!

* Hayatını o şekilde yaşa ki, her an kendi kendinin elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan hiç olmazsa ufak bir şey yapki, gecelerin yaklaşır yaklaşmaz örtülerini üstüne çekip kendi  kendine(ben elimden ne geldiyse yaptım) diyebilesin!

UMUT

Bir gün tanrı duyguları yaratmış ama bakmış ki bunlar çok yoğun ve güçlü şeyler ve de insanlar bu duygulara hazır görünmüyor. Tutmuş hepsini bir kutuya koymuş ve bir meleğine emanet etmiş. Bu kutuyu ona söyleyinceye kadar açmamasını hatta aralayıp bakmamasını tembihlemiş.
Günün birinde bu meleğin dünyaya inmesi gerekmiş. Öykü bu ya kutuyu yanında götürmemek için bir başka meleğe teslim etmiş ve ona sakın açmamasını yoksa Tanrı'nın anlara kızacağını anlatmış...
Ancak bu melek, kutunun içerisindekileri çok merak etmiş. Biraz aralayıp baksa hiçbir zararın gelmiyeceğini düşünmüş ve kutuyu aralamış. O kutuyu aralar aralamaz duygular birden kutudan fırlamış ve birer birer dünyaya dökülmeye başlamış.

Dünyada insanların değiştiğini, birbirini sevmeye, nefret etmeye, öldürmeye , yüceltmeye başladığını gören ilk melek apar topar dünyadan ayrılmış ve duyguların neredeyse tamamının kutudan çıktığını görünce, kutuyu teslim ettiği meleğin elinden hışımla almış kapatmış.... Ancak kutuda bir tek duygu sıkışıp kalmış, yarısı içerde yarısı dünyada... İşte o duygu UMUT muş. Tüm duygular vaktinden önce dünyaya inmiş ama umudun sadece yarısı inebilmiş. Yani aceleci bir melek yüzünden umut, dünyada hep bir varmış bir yokmuş....

HACI BEKTAŞ-I VELİ'DEN ALTIN SÖZLER

ARA,BUL

İNCİNSENDE,İNCİLTME.

KADINLARI OKUTUNUZ.

ELİNE,DİLİNE,BELİNE SAHİP OL.

HERNE ARARSAN,KENDİNDE ARA.

ARİFLER HEM ARIDIR,HEM ARITICI.

MARİFET EHLİNİN İLK MAKAMI EDEPTİR.

İNSANIN CEMALİ,SÖZÜNÜN GÜZELLİĞİDİR.

HİÇ BİR MİLLETİ VE İNSANI AYIPLAMAYINIZ.

NEFSİNE AĞIR GELENİ KİMSEYE TATBİK ETME.

İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.

DÜŞÜNCE KARANLIĞINA IŞIK TUTANLARA NE MUTLU.

NEBİLER,VELİLER İNSANLIĞA TANRININ HEDİYESİDİR.



HARARET NARDADIR, SACDA DEĞİLDİR
KERAMET HIRKADA,TAÇDA DEĞİLDİR
HER NE ARAR İSEN KENDİNDE ARA
KUDÜS'DE,MEKKEDE,HAC'DA DEĞİLDİR

KONUŞ BENİMLE

Adam fisildadi, "Tanrim konus benimle" ve bir kus civildadi agacta ama adam duymadi. Sonra adam bagirdi "Tanrim konus benimle!"

Ve gokyuzunde bir simsek cakti, ama adam dinlemedi onu.

Adam etrafina bakindi ve "Tanrim seni görmeme izin ver" dedi.

Ve bir yildiz parildadi gokyuzunde. Ama adam farkina varmadi. Ve adam bagirdi, "Tanrim bana bir mucize goster!"

Ve bir bebek dogdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi.

Sonra adam caresizlik icinde sizlandi, "Dokun bana Tanrim ve burada oldugunu anlamami sagla !"

Bunun uzerine Tanri asagi dogru suzuldu ve adama dokundu.

Ama adam kelebegi elinin tersiyle uzaklastirdi ve yuruyup gitti.

 Bir yüreğin öyküsü…

zamana biraktigin her seyde kendinle BARISik ol;SENI sen yapan degerlerle savas azimli ol;SEVIYORUM demekte gec kalma kendin ol ELMA SEKERI ol

Yine gözlerim, kanatlandı yükseklere doğru. Seni aradılar uçarak, bulamadılar. Kanatları kırıldı gözlerimin seni göremeyince, yabancı bir diyara düşüp kaldılar. Sonra ‘umut’ diye bir gezgine rastladılar. Kanadı kırık gözlerime sahip çıktı o umut. Ellerinin içine aldı gözlerimi ve gelip göz çukurlarına içine yeniden koydu onları. Yerindedirler artık, ama eskiyi özlemekteydiler. Çünkü umut onları bana ulaştırmış ancak tamir edemişdi. Yazık ki gözlerim artık bir çift gözü görebilmekteydi yalnızca bir kişiyi…

Uçamıyor gözlerim. Gözlerimin görebileceği o bir çift göz başka yönlerde, gözlerim niyetine ellerim uçuyor ve kanatlarını açmış olan ellerim dua ediyor, kanatsız gözlerim pervasız gözlerinle buluşsun diye. Dört bir yanımı arıyorum, yoksun EY SEVGİLİ! Beşinci yöne nerden gidiliyor söyle ve bekle geliyorum. Ne de olsa sana varmam kolay değil mi? Biliyorsun gözlerimin görebildiği tek görüntüsün sen. Öyle ise takılıp düşmeden o görüntüye ulaşabilir ayaklarım. Bekle gözlerimin nikahlısı! Bekle, sana geliyorum. Ama sakın çevirme yüzünü. Görmüyor musun yüzün yokken kör oluyorum. Dipsiz kuyulara dalıyor ayaklarım. Yüzün bana dönük olsun n’olur! Söz, bir saniye görecek gözlerim gözlerini sonra dönüp kör olacaklar yine bekliyor musun? Kararın ne?

Şu anda yüreğim, geleceğimin nostaljisini yaşıyor. Kurmuş olduğum hayaller öyle uzak ki ve öylesine çok yaşadım ki onları tek başıma, adını yitirdiler bir bir. ‘Hayaller’, ‘Hatıralar’ olarak yer değiştirdi zihnimde. Hayallerim eskidi hatıram oldu. Ben artık daha önce hiç kurmadığım hayaller kuruyorum. Öncekilerde seni geleceğe koymak vardı, şimdi ise ‘sensiz geleceği nereye koyabilirim?’ diye yüreğimden beynime mekik dokuyan sorular var. Gelecek sen misin ve sen gelecek misin? Hayır gelmeyeceksin…

Yüreğimin elinden tuttu, bir bilge adı sabır. Ayrılığımızın ilk günü merhaba dedi ve bir kez bile elveda demedi bana. Sabır, gerçekten bir bilgindi, aklıma hakim olabildim o varken sabır varken ölmedim, ama sabır bana ölümle mücadele etmeyi öğretti. Onu tanıyalı sensizlikle mücadele veriyor benliğim. Yenilmiyorum. Sabır ellerimi bırakmıyor. Ben sabrediyorum. Bana kol kanat geriyor, düşmüyorum.’Umut’ tan sonra ikinci dostum olan sabır’a öyle teşekkür borçluyum ki bana ‘pes’ demeyi unutturup ‘söz’ demeyi öğretti…

Yüreğim ardı ardına doğumlar yaptı. ‘Mutluluk’ ilk kızı ‘Hayal’ ikinci kızı. Olan oldu sonunda ilk evlat ikicisinin oyununa geldi mutluluk hayal oldu. Yüreğimin üçüncü evladı erkek. ‘Veda’ veda’nın birde ikizi vardı ‘Hüzün’. Hüzün ve veda her yerde birlikteydi. Bu veda yüreğime hüzün yükledi, bir ben anladım, kimse bilmedi. Beşinci ve son kızı, en küçük kızı ‘Özlem’. Veda’nın doğduğu gün mutluluk ölmüştü, hüznün büyüdüğü gün ise özlem doğdu. Hepsini kaybetti yüreğim bir tek özlem kaldı bir tek. ‘Özlem’ yaşlandı ama hayatı sonlanmadı. Özlem babasını hiç tanımadı. Çünkü aşk yüreğimi dul 5 yavrusunu ise yetim bırakmıştı. Aşkın ve yüreğimin son evladının adı bu yüzden özlem olmuştu zaten. Ey aşk! Söyle ne istedin bu yürekten? Bir yüreğe beş evlat verdin, ama görmedin o beş evladın bir yüreği gün be gün öldürüşünü. Ben ufacık yüreğime koskoca varlığını sığdırdım senin. O kadar sıkıştırdım ki seni oraya, nefes almam zorlaşsada yüreğimin kapı eşiğine bırakmadım seni. Ey aşk! Senin bana yaptığına bak…

Şimdi bir ses duydum. Yüreğimin kapısına vurdu biri. Yüreğimde kime yer verdiysem canımı incitti ya, o yüzden açmak istemiyorum kapıyı, kapıyı açmamda ısrar ediyor kapıdaki. Neyse, kim olursa olsun içeriye kabul edeceğimi söylüyorum içimden. Aşk’ın ısıtıp aşk’ın kızı özlemin’in soğuttuğu ellerim, kapının kolunu çeviriyor. Kapıdaki çok erken bir misafir oluyor hayatımda, yüreğimin son misafirine yüreğimin ve dilimin son sözünü söylüyorum:

ÖLÜM, HOŞGELDİN…!
_________________
İnsanlar;çiçekleri severler ama koparırlar,ağaçları severler ama keserler,hayvanları severler ama avlarlar. Birisinin bana "Seni Seviyorum"demesinden çok korkuyorum!!! ...

BİLMEK İSTİYORUM !!

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor; neyi özlediğini, arzuladığın şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum... Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor; aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum... Ayın etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor; saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum... Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor; kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını, ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum. Güvenebilir ve güvenilebilir olup olmayacağını bilmek istiyorum... Nerede yaşadığın, kim olduğun beni ilgilendirmiyor; diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.

Harflerin, Düşüncelerin ve İnsanın Gücü!...
Harfler vardır; kimileri sesli kimileri sessiz…
Tek başlarına bir anlam ifade etmezler…
Doğru sessizlerle doğru sesliler bir araya gelir…doğru kelimeler çıkar ortaya…
Doğru kelimelerle birlikte sessizler de seslilerde bir anlam kazanmaya başlar…doğru fikirlerin tohumları atılır…
Doğru kelimeler kazandıkları bu anlamları güçlendirmek için bir araya gelip doğru cümleleri oluştururlar…
Doğru cümlelerle birlikte kelimeler daha anlamlı olmaya başlar…doğru fikirlerin tohumları filizlenmeye başlar…
Doğru cümleler bir araya gelip doğru paragraflara…
doğru paragraflar doğru sayfalara…
doğru sayfalar doğru kitaplara…
doğru kitaplar bilgelik okyanusuna dönüşür…
bilgelik okyanusu anlam arayışına rehberlik ederek bizi Öz’e ulaştırır!
Öz mutlak, sınırsız gücü barındırır!
Ve ihtiyacımız olan her şey Öz’de gizlidir!
Vaaayyy beee! Bir harf nelere kadirmiş!!!

Bir kelimenin gücü harflerinin gücü kadardır!...
Bir cümlenin gücü kelimelerinin gücü kadardır!...
Bir paragrafın gücü… ………………………………………………..
Bir kişinin gücü de Öz’ünün gücü kadardır!

Düşünceler de harfler gibidir…
Doğru düşünceler bir araya gelerek doğru fikirleri oluştururlar…
Doğru fikirler bir araya gelerek doğru inançları oluşturur!
Doğru inançlar birleşerek doğru bir zihni oluşturur!
Doğru bir zihin doğru eylemlere yöneltir!
Doğru eylemler doğru alışkanlıkları oluşturur!
Doğru alışkanlıklar doğru bir karakteri oluşturur!
Doğru bir karakter doğru bir insanı oluşturur!
Doğru bir insan mutlak doğruluk olan Öz’e yakınlaşır!
Öz’e yakınlaşan hayatının anlamını keşfetmeye başlar!
Mutluluk ve huzur hayatın anlamında gizlidir!
Vaaayyy beee!!! Bir düşünce nelere kadirmiş!!!

İnsanlar da harflere benzer!...
Doğru insanlar bir araya gelerek doğru bir takımı oluştururlar!...
Doğru takımlar bir araya gelerek doğru kuruluşları oluştururlar!
Doğru kuruluşlar bir araya gelerek doğru bir toplumu oluştururlar!
Doğru toplumlar bir araya gelerek doğru bir evreni oluştururlar!
Doğru bir evren de Öz’e hizmet eder!
Öz’de insana hayatın anlamıyla birlikte mutluluk ve huzur getirir!


Vaaayyy beee!!! Bir insan neler kadirmiş!!!
Hiç düşündük mü bir insan olarak nelere kadiriz?

 ÖNEMLİ İKİ ŞEY !

Tüm zorluklara çözüm getirecek, yanlis yapmanizi önleyecek, sizi gelistirecek ve baþariyi mutlulukla beraber yakalamanizi saglayacak seyleri ögrenmeye ne dersiniz?
 

ki sey seni "vasifli insan "yapar:
1 iradeye hakim olmak
2 Uyumlu olmak

iki sey sana "e deger" katar:
1 Hitabet ve diksiyon egitimi almak
2 Anlayarak hizli okumayi ögrenmek

iki sey seni geri birakir:
1 Kararsizlik
2 Cesaretsizlik

iki sey seni kasif yapar:
1 Vasifli çevre
2 Birazcik delilik

iki sey senin ömür boyu boþa kürek çekmemeni saglar:
1 Baskin yetenegi bulmak
2 Cidden sevdigin isi yapmak

iki sey basarinin sirridir:
1 Ustalardan ustaligi ögrenmek
2 Kendini güncellemek

iki sey basariyi mutlulukla beraber yakalamanin sirridir:
1 Niyetin saf (halis) olmasi
2 Ruhsal farkindalik

iki þey seni milyonlarca insanlardan ayirir:
1 Problemin degil çözümün parçasi olmak
2 Hayata ve herseye yeni (özgün,orijinal,farkli)bakis açisiyla yaklaþabilmek.

iki sey gelismeyi engeller:
1 Asirilik (mübalaga,abarti,ifrat,tefrit)
2 Felaket odaklilik

iki sey çözüm getirir:
1 Tebessüm (gülümseme,siritma veya kahkaha degil!)
2 Sükut (susmak)

iki sey"kalitesiz insan"in özelligidir:
1 sikayetçilik
2 Giybet,dedikodu

iki sey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1 Bakiþ açisini degiþtirmek
2 Empati yapmak (muhatabýn yerine kendini koymak)

iki sey yanlis yapmani engeller:
1 sahis ve olaylari akil ve kalp süzgecinden geçirmek
2 Kul hakkindan korkmak

iki sey seni gözden düsürür:
1 Demagoji (laf kalabaligi)
2 Kendini agira satma (övme,vazgeçilmez gösterme vs..)

Yüce Allahımızın Adını Kullandığımız Yerler !

Söz verirken :Vallah Billah !
Kendine Güvenince :Evel Allah !
Hazırolunca :Alimallah !
Atağa kalkınca:Allah,Allah,Allah !
Başlamadan :İnşallah !
Şaşırınca :Allah Allah!

Başlarken :Bismillah !
Canı Sıkılınca :Fesubhanallah !

Başarırken :Ya Allah !
Sinirlenince:Hasbinallah !

Başarınca :Maşallah !
Bıkıp usanınca :İllallah !

Başaramayınca :HayAllah !
Bırakınca:Eyvallah !

Bende 1 lira wardı , sende 1 lira wardı.
Paraları değiştirdik, yine 1 liramız war.
Bende 1 bilgi wardı , sende 1 bilgi wardı.
Bilgileri değiştirdik; şimdi bende 2 bilgi , sende 2 bilgi war...
İşte paylaşım ruhu budur!!!

"Akilli olup dunyanin kahrini cekeceğine deli ol, dünya senin kahrini ceksin"